![]() |
| fotograf: Saner Şen (NarPhotos) |
3. köprü tartışmalarının alevlendiği 2007‘den itibaren arsa fiyatlarının yer yer 40 katına fırlamış olduğu sahada, yol sormak için durakladığımız kimi yerlerde belgeselci olduğumuz ve süreci takip etmek için geldiğimiz öğrenildiğinde, bu işe karışmayın kendi işinize bakın tonunda esen soğuk rüzgarların, rantın ne büyük olduğunun bir göstergesi olarak sayıyorum.
Binlerce yıldır haftada 5 gün kuzeyden esen rüzgarlar ormanın üstünden oksijeni toplar ve İstanbul’a temiz hava pompalar. Şimdi bu doğal havalandırmanın yok olması ile karşı karşıyayız. Üstüne ormanda yaşayan binlerce çeşit hayvan ve göçebe kuşların konaklama alanı olması, işin rengini değiştiren başka bir konu. Salt insanların ve insana dair hizmetlerin erişimini sağlamak adına yapılan köprünün, illede yapıcam diye inat eden bir iradenin temsil etmediği doğal yaşamın üzerindeki hak ihlalinin ne kadar büyük ve yıkıcı olacağını anlamak için ne kadar çok ağaç kesileceğini bilmek yeterli!
Ailesini geçindirmek için günlük 30 lira yevmiyeyle güneşin altında zor koşullarda ağaç kesimi yapan işçilerden, yol için kesim yapılacak alanın genişliğinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilan ettiği gibi 30 metre değil, en az 120-130 metreden yer yer 300 metreye kadar genişleyen bir alanı kapsadığını öğreniyoruz!! (Yukarıdaki fotograf bitince 10 şerit olacak yolun, şimdiye kadar kesimi tamamlanmış olan kısmını gösteriyor.) Bu demek oluyor ki, kesilecek ağaç sayısının resmi olarak açıklanandan yaklaşık 5 kat fazla olacak olmasının yanında Belgrad ormanları belki de telafisi olmayacak şekilde yok edilmekte.
Kısırkaya köyüne yakın alanda kesilen ağaçları görmek için durduğumuzda, henüz 10 yaşına gelmediği için kökünden sökülerek başka bir alana taşınabilecek 10 binlerce ağaçın, yakılacak odun haline getirilerek metrelerce sıralanmış olması akıl almaz bir görüntü.Yer yer kökünden sökülmüş ama ekilmek için başka bir alana taşınmak yerine, kurumaya bırakılmış olanlar için yas tutmaktan başka bir çaremiz kalmamış..
3. Köprü Projesi’nin yaratacağı her türlü tahribatla sadece bu projeye karşı olanları değil, bu kentin havasını soluyan, suyunu tüketen, kuzey rüzgarlarıyla serinleyen, vaktini yollarda geçirmek istemeyen ve varlığını her anlamda arttırmak isteyenleri, kısacası bütün bir kent halkını aynı derecede etkileyeceği açıktır. Aynı olmayacak belki de tek şey, bu kenti terk etme zamanlarımız olacak!
Oysaki şimdi Gezi Ruhu’nun birleştirici gücüyle bizler, yaşam hakkını gözetmeyen, buram buram rant kokan her türlü projenin önünde birlikte bir set çekebilir ve hep birlikte bu gidişata bir DUR diyebiliriz!
Her yer GEZİ, Her yer DİRENİŞ!
• http://www.spoist.org/dokuman/Raporlarimiz/spoist_3.koprurapor.pdf
